Article: Ali Murat Ergül | Artful Living | Çağrı Dizdar: ARAF

Ali Murat Ergül | Artful Living | Çağrı Dizdar: ARAF
Yazar: Ali Murat Ergül — Artful Living
→ Yazının tamamını Artful Living'de okuyun

Geride bıraktığımız yılın güncel sanat adına son sürprizi Kadıköy'ün ara sokaklarında küçük bir galeriden çıktı, Nelumbo Studios'taki “Araf” sergisinden… Aldığı geleneksel sanat eğitimindeki tezhip ve minyâtür disiplinlerini günümüzün sanat anlayışıyla birlikte değerlendiren Çağrı Dizdar'a geldiği zemini, gittiği yeri, çizgi romandan Saraçhane'ye, atari oyunlarından karnavallara uzanan “Araf” sergisindeki işlerini sorduk.
Tezhip ve tasvir ne yazık ki çok tercih edilen disiplinler değil. Bu alanlara sizi çeken neydi?
Geleneksel Türk Sanatları bölümünü biliçli tercih etmedim. Bölümdeki ilk senem epey zor geçti. Temel derslerden sonra bu sanatların dönemlerini tarihi yapılarla birlikte incelerken keyif almaya başladım. Dördüncü dönemden itibaren minyâtür sanatıyla çizgi romanın paralelligini gözlemleyince de buradan devam edebileceğim düşüncesi oluştu.

Doğu ile Batı'yı bir araya getirmek, özellikle bizim coğrafyamızda oldukça aşina olduğumuz bir mesele. Sizce bunu oryantalizme düşmeden yapmak ne kadar mümkün?
Sadece birini ötekine üstün görmeden, aşağılık kompleksine girmeden, bu sanatları özgüvenli bir şekilde yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu sanatlardan eskiye ait şeylerin replikaları yerine güncel dertlerimizi ve hikayelerimizi anlatmasını talep etsek arzulanan belki kendiliğinden olacak. Açıkçası benim yenilik adı altında selfie çeken, farklı yazma eserlerden kopyalanmış sarıklı adamlar görmeye tahammulüm kalmadı.
Tersten gidersek, ülkemizdeki geleneksel sanat eğitimi çağdaş görsel kültürü yeterince ciddiye alıyor mu?
Tabii ki hayır. Geleneksel sanatlar camiası kendini çağdaş görsel kültürün bir parçası olarak görmüyor. Alanın içine girdiğinizde kendinizi ayrı bir gezegende gibi hissedebilirsiniz. Lisans eğitimim sırasında bölümde duyduğum iki cümleyle özetleyeyim: “Duvara muz bantlıyorlar işte ne yapsınlar?”, “Sergilere gidiyorum, bakıyorum işlerin yarısının ismi ‘isimsiz’. Ne yaptıklarını daha kendileri bilmiyorlar.”
Minyâtürün Batı resmiyle kıyaslanmasının disipline zarar verdiğini söylüyorsunuz. Bu zarar tam olarak nerede başlıyor?
Minyâtür, özünde metnin tasvirini yapan bir kitap sanatıdır; işlevsel olarak bakıldığında illüstrasyondur. “Osmanlı resim sanatıdır” gibi bakış açıları minyâtürün klasik Batı resmiyle kıyaslanmasını getiriyor. İnsanlar minyâtürün perspektifsiz ve stilize dünyasını bir eksiklik olarak yorumluyor. Geleneksel kitap sanatlarının grafik sanatları ile paralel incelenmesinin daha sağlıklı olacağını düşünüyorum.

Kintsugi gibi geleneksel ve günceli bir araya getirmek uygulama aşamasında ne tür zorluklar yarattı?
En zor kısmı kitsch veya eğreti durmayan bir güncel görsel dile ulaşmaktı. Bin yıllık bir birikimi sağlıklı şekilde emsal olmadan güncellefltirrmeye çalışmak yirmili yaşlarının başında biri için oldukça zor. Üç-dört yıldır içime sinen şeyler yapıyorum, yapıklarımın ne kadar başarılı olduğu da zaman gösterecek.

Aldığınız çizgi roman eğitimi, üretim pratiğinizi nasıl etkiledi?
Çizgi romana olan ilgim ve Erasmus dönemim sırasında aldığım eğitim beni en çok motive eden ve besleyenlerin başında geliyor. Soyutlama-gerçekçilik-tipografi üçgeni içerisinde büyük bir çeşitliliğe sahip olan çizgi roman, minyâtür pratiğimi nasıl şekillendireceğimle ilgili bana sürekli ilham verdi.
Peki bir çizgi roman tutkunu olarak favori çizgi romanlarınız hangileri?
Blacksad, Gozo ve Sagre, Germakoçi, Bendis ve Maleev'in Daredevil'ı, Güngezgini, Eduardo Risso'nun çizdiği herhangi bir şey, Batman: New 52, Gizem Vural'ın soyut çizgi romanları, Alegori, Incal, Wytches, Toppi'nin çizgi romanları…
Bir gün bir çizgi roman yapacak olsanız teması ne olurdu?
Gündelik ve sıradan konularla kısa hikayeler denemek istiyorum. Sıradan olanı kısaca bile olsa ilgi çekici bir hâle getiremeden büyük anlatılara ve evren tasarımlarına geçmemek lazım bence.

80'ler ve 90'ların atari salonlarını çağrıştıran bir arcade oyunu, serginin merkezinde yer alıyor. Bu işin fikri nasıl ortaya çıktı?
Sayfayı düzenleyen sanatların günümüzde ekranı da rahat bir şekilde düzenleyebileceği fikri uzun süredir kafamın arkasında bir yerlerde duruyor. Sergiyi kurgularken karnaval temasına uygun interaktif nasıl bir şey yapılabilir diye düşünürken arcade oyunu fikri kendiliğinden ortaya çıktı.

Gündeme dair net bir mesaj taşıyan işlerinizden biri de Saraçhane protestolarını anlatan İsyan. Ne zaman çıktı?
Tam da o protestoların olduğu sırada. Derin Print Shop ile iş birliği hâlinde üretim sürecindeydi. Daha bir hafta dolmadan 19 Mart olayları gerçekleşti. Yaşadıklarımız o sırada yaptığım çalışmayı dönüştürdü. İsyan, bir gün atölyede bir gün dışarıda olduğum o günlerde ortaya çıktı.

