Skip to content

Cart

Your cart is empty

Collage, Installation

Güliz Kayahan

Collage, Installation

Güliz Kayahan

Güliz Kayahan

Güliz Kayahan (d. 2001, Yalova), Yeditepe Üniversitesi Plastik Sanatlar ve Resim ile Felsefe bölümlerinden mezun oldu; Sanat ve Kültür Yönetimi alanında yandalını tamamladı. Çeşitli grup sergilerinde yer alan sanatçı, kolaj, enstalasyon, video ve resim gibi farklı medyumlarla çalışmaktadır. Hafıza, aidiyet, yalnızlık ve zaman kavramları etrafında şekillenen pratiği genelde bir soru ile başlar. Bireysel deneyimlerden yola çıkarak izleyici için toplumsal ve duygusal bir diyalog alanı açmayı amaçlar.

Güliz Kayahan (b. 2001, Yalova) graduated from Yeditepe University with degrees in Fine Arts and Painting and Philosophy, and completed a minor in Art and Cultural Management. The artist has participated in various group exhibitions and works with multiple mediums, including collage, installation, video, and painting. Shaped around themes of memory, belonging, loneliness, and time, her practice often begins with a question. Drawing on individual experiences, she aims to create a space for social and emotional dialogue for the viewer.

Anı Mezarlığı / Memory Cemetery

Anı Mezarlığı / Memory Cemetery

Sort by

12 products

Güliz Kayahan - Anı Mezarlığı / EnstalasyonGüliz Kayahan - Anı Mezarlığı / Enstalasyon
Güliz Kayahan - Sanki Hiç Gitmeyecekmiş Gibi - 1P2Güliz Kayahan - Sanki Hiç Gitmeyecekmiş Gibi - 1P2
Güliz Kayahan - Sanki Hiç Gitmeyecekmiş Gibi 2Güliz Kayahan - Sanki Hiç Gitmeyecekmiş Gibi 2
Güliz Kayahan - Sanki Hiç Gitmeyecekmiş Gibi 3Güliz Kayahan - Sanki Hiç Gitmeyecekmiş Gibi 3
Güliz Kayahan - Sanki Hiç Gitmeyecekmiş Gibi 4Güliz Kayahan - Sanki Hiç Gitmeyecekmiş Gibi 4
Sold outGüliz Kayahan - An'ı 1Güliz Kayahan - An'ı 1
Güliz Kayahan - An'ı 1 Sale price€600,00 EUR
Sold outGüliz Kayahan - An'ı 2Güliz Kayahan - An'ı 2
Güliz Kayahan - An'ı 2 Sale price€600,00 EUR
Güliz Kayahan - An'ı 3Güliz Kayahan - An'ı 3
Güliz Kayahan - An'ı 3 Sale price€600,00 EUR
Güliz Kayahan - An'ı 4Güliz Kayahan - An'ı 4
Güliz Kayahan - An'ı 4 Sale price€600,00 EUR
Güliz Kayahan - An'ı 5Güliz Kayahan - An'ı 5
Güliz Kayahan - An'ı 5 Sale price€600,00 EUR
Güliz Kayahan - Ab-ı HayatGüliz Kayahan - Ab-ı Hayat
Güliz Kayahan - Ab-ı Hayat Sale price€300,00 EUR
Sold outGüliz Kayahan - Sanki Hiç Gitmeyecekmiş Gibi - 1P1Güliz Kayahan - Sanki Hiç Gitmeyecekmiş Gibi - 1P1

Sanki Hiç Gitmeyecekmiş Gibi / As If They'll Never Leave

Sanki Hiç Gitmeyecekmiş Gibi / As If They'll Never Leave

“Hiç Gitmeyecekmiş Gibi”

Günler geçiyor ve biz sürekli bir şeyler kaybediyoruz; silinen mesajlar, ölen bir çiçek, kaybettiğimiz eşyalar, unuttuğumuz cümleler… Belki de en güzel güldüğümüz anı, bir daha hiç göremeyeceğimiz biriyle yaşadık ve bunu konuşmuyoruz, farkına bile varmıyoruz. Üstelik artık var olmayan bu geçmiş, bugün kim olduğumuzu belirlemeye devam ediyor. 

Hiç Gitmeyecekmiş Gibi, artık var olmayan bir geçmişle kurduğumuz ilişki üzerine düşünmekten doğdu. Geçmiş, kendi başına artık yok; ancak zihnimizde bedenlerimizde ve deneyimlerimizde var olmaya devam ediyor. Geri dönemiyor, yeniden var edemiyoruz, yalnızca yıllar içinde dönüşüp değişen anı parçacıklarıyla ilişkiye geçebiliyoruz.

Aristoteles’in zaman anlayışına göre geçmiş artık yoktur çünkü geçti, gelecek dediğimiz şey de yok çünkü henüz gelmedi. İki var olmayandan bir var olan çıkaramayacağımız için, geçmişin sonu ve geleceğin başı olarak tanımlanan şimdi de yoktur. Zaman, yalnızca devinimin değişme sayısıdır. 

Hiç Gitmeyecekmiş Gibi,, zamanı böyle bir yokluk alanı olarak ele alırken, Immanuel Kant’ın zaman ve mekânı birer “görü kalıbı” olarak tanımlayan yaklaşımıyla da hesaplaşır. Kant’a göre insan, dünyayı zamandan ve mekândan bağımsız düşünemez. Bir şeyi hayal ederken, onu mutlaka yere ve bir ana yerleştiririz. Zaman ve mekandan koparılan şey düşüncenin içinde bile varlığını yitirir. 

Tam da sorulacak soru şudur: Zaman yalnızca zihinsel bir düzenleme biçimiyse, yaşamın ağırlığının, kaybın ve ölümün neden bu denli etkisinde kalıyoruz? Hiç Gitmeyecekmiş Gibi,, bu soruya bir cevap bulmayı amaçlamaz, sadece bir diyalog alanı kurgular. 

“Anlatmak zorundayım, çünkü yaşamış olmakla ne yapacağımı bilemiyorum.” -Clarice Lispector

“As If They’ll Never Leave”

Days pass, and we are constantly losing something; deleted messages, a flower that has withered, objects we have misplaced, sentences we have forgotten… Perhaps the most beautiful laughter we ever shared happened with someone we will never see again. And we do not speak about it, we may not even realize it. Yet this past, which no longer exists, continues to determine who we are today.

As If They’ll Never Leave emerged from reflecting on the connection we build with a past that no longer exists. The past, in itself, is gone; yet it continues to exist within our minds, our bodies, and our experiences. We cannot return to it, nor can we recreate it. We can only engage with fragments of memory that transform and shift over the years.

According to Aristotle’s understanding of time, the past no longer exists because it has passed, and what we call the future does not exist because it has not yet arrived. Since we can not derive something that exists from two things that do not, the present (defined as the end of the past and the beginning of the future) also does not truly exist. Time is merely the number of change in motion.

While approaching time as a field of absence, As If They’ll Never Leave also engages with Immanuel Kant’s conception of time and space as “forms of intuition”(Anschauungsform). For Kant, human beings cannot conceive of the world independently of time and space. Whenever we imagine something, we inevitably place it somewhere and at some moment. Detached from time and space, even in thought, things lose their existence.

The essential question then becomes: if time is merely a mental framework, why do we remain so profoundly affected by the weight of life, by loss, and by death? As If They’ll Never Leave does not seek to answer this question; it simply constructs a space for dialogue.

Rather than offering an answer, the exhibition aligns with Clarice Lispector’s meditation in Água Viva, where speaking becomes a necessity in the face of lived experience.

Sanki Hiç Gitmeyecekmiş Gibi 2 / 3 / 4