Skip to content

Cart

Your cart is empty

Article: Çağlar arası bir hikaye: Durga’nın Ziyareti

Çağlar arası bir hikaye: Durga’nın Ziyareti
art

Çağlar arası bir hikaye: Durga’nın Ziyareti

Zamanda yolculuk etmek mümkün mü? Peki bu yolculuklarda anı biriktirmek veya yanımızda anı nesneleri taşımak? İşte Durga’nın Ziyareti’nin hikayesi tam da bu merakla başladı.

Binlerce yıl önce Orta Asya bozkırlarında mevsimlere göre evini seçen konar-göçer toplumlar yaşardı. O zamanlar insanlar, bu günün aksine doğaya baş kaldırmaz, gök ve toprakla arasını iyi tutmaya çalışırdı. Çünkü bilirlerdi ki hayatları tam olarak bu ahenkli yaşam dansına bağlıydı. Yazları daha yüksek rakımlı yerlere göç eder, kışları ise olabildiğince deniz seviyesine inip kendilerini ve birlikte yaşadıkları diğer canlıları donmaktan korurlardı.

İnanışları da haliyle yaşam biçimlerine göre şekillenmişti. Başlarını kaldırdıklarında kendilerini çepeçevre saran, yağmurla bereketi, güneşle yaşamı, ayla ışığı veren gök onlar için kutsaldı. Hatta öyleydi ki her bir doğa olayına farklı anlamlar yüklemişlerdi. Ödül ve ceza gökten gelirdi. Tüm bunların yanı sıra kendilerini, üzerinde yaşadıkları toprak ve her türlü doğa unsuruyla bir görürlerdi, onlara göre bir taşın bile ruhu vardı. Kim bilir, belki de aynı ödül ve cezaları paylaştıkları içindi bu. 

Gök Tanrı inanışına mensup bu topluluklarda Kam olarak adlandırılan bazı insanlar olurdu. Kam’lar, bugün deneyim olarak adlandırdığımız iyi-kötü badireleri atlatmış, birçok ritüelden sağ çıkmış ve böylelikle ruhlarla iletişim kurmaya hak kazanmış kişilerdi. Ve ilk soruya dönecek olursak; evet, böylelikle zamanda yolculuk da yapabiliyorlardı.

Durga’nın Ziyareti hikayesine göre baş kahramanlarımızdan biri olan Kam, Ud Yılı’nın gelişini kutlamak için bir ayin düzenler. Ud yılı Çin Takvimi ve 12 Hayvanlı Türk Takvimi’ndeki Ejderha Yılı’na denk düşmektedir. Ud Yılı dönüşümü, toprağın bereketini, gücü ve maddi dünya ile ruhlar arasındaki dengeyi temsil etmektedir. Ayinden bir gece önce Kam’ı uyku tutmaz. Bu 12 farklı yıl arasından en zorlusu ona denk gelmiştir. Her ne kadar bir yanı gurur duysa da, diğer yanı endişe içinde kalmıştır. Bütün gece düşünür ve bir büyüğe danışmaya karar verir.

Yıllar öncesinde, göç ederken bir kafile ile karşılaştığı aklına gelir. Bu kafile üzerlerinde taşıdıkları altın, kırmızı ve mavi renklerle Kam’ın dikkatini çekmiş ve kendini bir anda yanlarına gidip sorular sorarken bulmuştur. Başlangıçta Kam’ın yalnızca renklerle dikkatini çeken bu grup, sohbet ilerledikçe kültürleriyle daha büyük bir etki yaratmış ve yıllarca Kam’ın aklından çıkmamıştır. 

Kafile ona Durga adında bir Tanrıça’dan bahsetmiştir. Onurlu, cesur, şefkatli, adil bir Tanrıça olan Durga, bizim Kam’ın dikkatini çekmiş ve bambaşka bir coğrafya ve kültürden gelen bu Tanrıça’nın kendi inanışına bu kadar yakın oluşunun hayretini yıllarca üstünden atamamıştır.

Kam o gece bir karar verir; “Yarın ayinde Durga ile buluşacağım.” der.

Ertesi gün olur ve halk ayin için meydanda toplanır. Kam da meydana iner. Manyak denen tören kıyafetini giymiştir ancak grubun büyükleri Kam’a hayretler içinde bakakalır. Kam, ruhlar dünyasına olan seyahatinde kötü ruhları korkutup kaçırmak için manyakına diktiği ses çıkaran tüm metal parçaları sökmüştür. Büyükler kendi arasında hararetli bir biçimde konuşmaya başlar. Kam aldırmaz ve ayinine başlar. 

Tüm ayinlerde ordan oraya hareket eden Kam bu sefer daha yavaş hareketlerle halka yabancı gelen biçimde ayine koyulur. Bir süre sonra halkın endişesi büyük bir merağa dönüşür ve Kam’ın etrafına halka olup otururlar. Kam yalnızca maddi ve ruhani dünya arasında yolculuğun ötesine geçip zamanda ve coğrafyalar arası yolculuğu da böylelikle başarmış olur. Durga ile buluşur ve ondan güç, bereket, ruhsal denge, şefkat ve dönüşüme dair çok kıymetli bilgiler edinir.

Kam, tam halkına dönecekken Durga onu durdurur. Binlerce yıl önce, geçmiş ve geleceğe seyahat eden başka bir Kam’ın kendisini ziyaret ettiğini ancak dönünce halkın kendisine inanmayıp dışladığını, bu sebeple de ölümüne kadar Durga’nın halkıyla yaşayıp seyahatlerine devam ettiğini söyler ve bir seyahatinden ona getirdiği hediyeyi sandığından çıkarır.

Bizim Kam, gördüğü şey karşısında hayretini gizleyemez. Kareye benzer, siyah ve üzerinde değişik harflerle yazılar yazan bu cismin ne olduğunu sorar. Durga cevap vermez, yanına birini çağırır ve cismi verip biraz uzaklaşmasını sükunetle bekler. Kam’a “Şimdi bu cisme bak ve ne olursa olsun gözlerini açık tut.” der.

Kam şaşırır ama ne dediyse yapar. Bir anda Gök Tanrı’nın cezası olan, şimşeğe benzer bir ışık görünce korkar ancak Durga onu şefkatiyle sakinleştirir. Ardından cisimden çıkan bir kağıdı Kam’a verir. Bu kağıt, polaroid fotoğraftan başka bir şey değildir.

“Şimdi bunu al, halkına götür. Sana inanmalarına yardımcı olur.” der ve ekler, “İşin bitince atma, hatıralar şefkati ve gücü besler, her zaman seninle kalsın.”


2024
Thread on raw cotton fabric
Ham pamuk kumaş üzerine iplik
59x49 cm



2025

Dilara Altınkepçe Arslan

Read more

Arif Çekderi’nin 3. Kişisel Sergisi "Chordata Nihil" Yazarlar ve Sanatçılar Tarafından Kaleme Alındı
Arif Çekderi

Arif Çekderi’nin 3. Kişisel Sergisi "Chordata Nihil" Yazarlar ve Sanatçılar Tarafından Kaleme Alındı

Chordata Nihil, adını “omurgalılar” anlamına gelen Chordata ve “hiçlik” anlamına gelen Nihil kelimelerinden alıyor. Sergi, insanın evrimsel geçmişi ile çağdaş boşluk hissi arasındaki kırılgan ilişk...

Read more