
Burcu Dimili | Plume Mag | Nelumbo Studios & The Green Lotus
Yazar: Burcu Dimili — Plume Mag | 10 Nisan 2026
→ Yazının tamamını Plume Mag'da okuyun

Nelumbo Studios, “The Green Lotus” adlı projesinin ikinci edisyonuyla baharı müjdeliyor. 26 Şubat'ta açılan sergi, alan açmanın biliçli eylemini vurguluyor. Küratörlüğünü Nil Nuhoğlu'nun üstlendiği programda yer alan sanatçılar Güliz Kayahan, Eren Kenar, Kaan Ünal ve Melek Baydar; açık çağrı başvuruları sonucunda Barış Çakmakçı, Murat Görgülü ve Yasemin Green'den oluşan jüri tarafından belirlendi. 26 Nisan'a dek devam eden sergiyi Nelumbo Studios kurucuları Dilara Altınkepçe Arslan & Kerim Arslan ve küratör Nil Nuhoğlu'ndan dinledik.
Sanat Ekosistemi Nelumbo Studios Nedir?
*Bu bölüm Dilara Altınkepçe Arslan & Kerim Arslan'a ait.

Nelumbo Studios'u 2020'de sanatçı öncülüğünde bir alan olarak kurdunuz. Bugün geldiği noktada nasıl bir ekosistemden söz edebiliriz?
Nelumbo'yu kurarken sürecin kendisini kurmaya çalıştık; düşüncenin, üretimin ve ilişkinin birbirini dönüştürdüğü bir akışı. Artist-led bir yapı olarak kurulmuş olmak bize en başından kalıpların dışında düşünme özgürlüğü tandı. Nelumbo bugün sanatçısını, koleksiyonerini, izleyicisini, küratörünü ve henüz kendini tanımlamayan genç üreticisini aynı zeminde tutuyor. Atölyeler, konuşmalar, mentörlük kanalı, dijital üretimler; bunların hepsi birbirini besleyen katmanlar.
Nelumbo'nun ethosunda “zarar vermeyen biliçli pratikler” yer alıyor. Bu etik yaklaşım nasıl somutlaşıyor?
“Zarar vermeyen” ifadesi ilk duyulduğunda pasif bir kavram gibi gelebilir. Oysa bizim için tam tersi; bu çok daha fazla dikkat ve enerji gerektiriyor. Uzun yıllardır vegan olarak yaşayan iki sanatçının yaşam biçiminden doğan somut bir tutum. Nelumbo'nun adını aldığı lotus da tam bu yüzden; çevresine zarar vermeden, bulunduğu yeri olduğu gibi kabul ederek var olan bir çiçek.
İstanbul'un kültürel ikliminde bağımsız sanat mekânı olmak bugün ne anlama geliyor?
Bağımsız olmak, burada her şeyden önce bir duruş meselesi. Kurumsal beklentilerden, piyasanın döngüsünden, yerleşik beğeni kalıplarından bağımsız kalabilmek. Kadıköy bu anlamda bize uygun bir zemin sunuyor; kendi dinamiğiyle akan, merkeze olan mesafesini koruyan bir semt. Ama Nelumbo'yu yalnızca bu semte özgü bir mekân olarak görmüyoruz.
Genç Sanatçılarla The Green Lotus Sergisi
*Bu bölüm Dilara Altınkepçe Arslan & Kerim Arslan'a ait.

“The Green Lotus” başlığındaki lotus metaforu, mekânın programatik duruşuyla nasıl kesişiyor?
Lotus edebiyatta çoğunlukla zarafet ve saflık üzerinden okunur. Biz onu başından beri farklı bir yerden aldık: Nelumbo nucifera, çamurlu suda büyür. Kirli, belirsiz, direniş gerektiren bir ortamda var olur. Yeşil lotus henüz açmamış olana işaret ediyor; olgunlaşmamış olana değil, kendi formunu bulmaya devam edene. Genç sanatçıya açtığımız alan da tam olarak bu.
Sanatçıların galeriyi onar günlük periyotlarla devralması nasıl kurgulandı?
Her sergi kapandıkça sanatçıyla birlikte kararlaştırılan bir seçki galerinin ikinci salonuna taşınıyor; program sonunda dört sanatçının işleri bu alanda bir araya geliyor ve birbirleriyle diyalog halinde sergilenmeye devam ediyor. Şubat'tan Nisan'a uzanan süreçte düzzenli ziyaretlerini alışkanlığa dönüştüren bir izleyici her gelişinde farklı bir kavramsal evrenle karşılaşıyor.
The Green Lotus Yolculuğu
*Bu bölüm Nil Nuhoğlu'na ait.

Erken dönem pratiğinin kırılganlığına odaklanmak cesur bir tercih. Küratöryel olarak nasıl bir risk ve imkân barındırıyor?
Bir sanatçının henüz kendi dilini ararken ürettigi iş, bazen o dil oturduktan sonra yapılanlardan daha çok şey anlatabıliyor. Tereddütler, denemeler, vazgeçişler görünür kılınıyor. Ben buna kırılganlık diyorum ama aslında bir tür çıplaklık. İzleyiciyle sanatçı arasındaki mesafeyi azaltan da bu.

Küratör olarak geri çekildiğiniz ve biliçli olarak müdahale etmediğiniz anlar oldu mu?
Görünmezlik değil ama sessizlik mümkün. Ben burada bir şeyi anlatmaya ya da açıklamaya çalışmıyorum. Sanatçıların kendi kararlarını alması, hatta yanlış karar alabilmeleri için alan bırakıyorum. Küratör olarak işim koşulları hazırlamak, sonra kenara çekilmek.

Eşlik kavramını nasıl tarif edersiniz?
Eşlik, bir şeyin bittiği ama diğerinin henüz başlamadığı bir yer. Eğitim bitmiş ya da bitmek üzere ama sanatçı olarak var olmanın ne demek olduğu henüz netleşmemiş. Her biri farklı yönlere çekiliyor ama hepsi aynı eşlikte duruyor. Green Lotus bu eşlikte durmanın üretken bir konum olduğunu söylüyor.

“The Green Lotus”un ikinci edisyonu, ilkine kıyasla nasıl bir evrim gösteriyor?
İlk yıl bir deneydi, hem bizim için hem sanatçılar için. İkinci yıl artık bir referans noktamız var. Uzun vadede Green Lotus'un bir hafıza oluşturmasını istiyoruz. Ama nostaljik bir hafıza değil, bir birikimin kaydı. Kim bu odadan geçti, o sırada ne yapıyordu, nereye gitti. Belki on yıl sonra geriye bakıldığında bu isimlerin erken işlerine bakmak başka bir anlam kazanacak.


