
Sevilay Uğurtan | Nouvart | Eren Kenar: Green Lotus
Yazar: Sevilay Uğurtan — Nouvart | 6 Nisan 2026
→ Yazının tamamını Nouvart'ta okuyun

Nelumbo Studios, “The Green Lotus” adlı projesinin ikinci edisyonunu ağırlıyor. 26 Şubat–26 Nisan 2026 tarihleri arasında izleyiciyle buluşan sergi, alan açmanın biliçli eylemini sürdürüyor. Küratörlüğünü Nil Nuhoğlu'nun üstlendiği sergi kapsamında yer alan sanatçılar: Güliz Kayahan, Eren Kenar, Kaan Ünal ve Melek Baydar. Sanatçılardan Eren Kenar ile sohbet ettik.
“The Green Lotus” kapsamında izleyiciyle buluşan üretimin, senin sanatsal pratiğinde nasıl bir kırılma noktası oluşturuyor?
İlk defa kapsamlı bir şekilde izleyiciyle karşilaşma şansı yakaladim. Zaten kişisel sergi deneyimi karma sergi deneyiminden bambasıka. Projenin başından beri kurgulamak ve izleyiciye ne söylemek istediğime dair sorular sormak benim için çok yeni bir deneyim oldu.
Nelumbo Studios'un zamana yayılmış sergileme modeli üretim sürecini nasıl etkiledi?
Projenin ikinci sanatçısıyım. Benden önceki serginin açılış sürecine tanıklık etmek ve oradaki akış boyunca bulunmam benim sergimin gerginliğini de yumuşattı diyebilirim. Nasıl bir süreç olduğuna dair fikrim önceden oluştuğundan benim için gayet keyifli bir süreç oldu.

Bu projede ele aldığın kavramsal çerçeve nedir? Sergideki çalışmalarını anlatir mısın?
Son dönem üretimlerimde kendini var eden parçalanma ve eksik olma hali üzerinden bir sergi oluşturdum. “Müze” başlıklı resim bir rüyadan yola çıkarak yasak bir aşka dair çağrışımları taşırken “Smoking Bluffer” çok kişisel bir hikayeyi ele alıyor. Bir yandan bütün resimler kimi zaman günümüz kimi zaman sanat tarihinden sanatçılara hayran mektubu niteliği taşıyor. “Lovesong” ismini Giorgio de Chirico'nun “The Song of Love” isimli eserindeki kompozisyonun tepetaklak bir versiyonunu barındırmasından alıyor.
Üretimlerinde sıkça geri döndüğün imgeler, malzemeler ya da düşünsel referanslar var mı?
Parçalanmaya dair imgeler bütün resimlerin içinde, kimi resmin konusu direkt bir şekilde parçalanma. Bunun dışında resim içinde resim veya imge içinde imge konusu sürekli işlediğim konulardan biri. Çalışmalarımda ikna edici bir gerçeklik kurgusu eğilimi mevcut fakat bir yandan bu sahnelerin sadece bir resimden ibaret olduğunu vurgulayan semboller ve teknikler de var.

“Eşlik” kavramı serginin genelinde hissediliyor. Sen kendi pratiğinde bu eşlik hâlini nasıl tanımlarsın?
Resimlerimi tek bir odakta toplama, ortak bir bağlamda sunma konusunda tam anlamıyla bir eşlik oldu. Bir yandan zorlayıcı bir kısmı da vardı fakat bu zorlanma aslında büyüme sancısıydı. Sergi tamamlandığında çok büyük bir rahatlamayla birlikte çok farklı düşünsel kazanımlar elde etmiş olduğumu düşünüyorum.
Gelecek projelerin arasında neler var?
Üretimlerime devam ediyorum. Daha tematik yaklaştığım bir seri var fakat nasıl bir sonuca evrileçeği benim için de sürpriz olacak. Önden spoil etmek istemem açıkçası. 🙂


