
Burcu Dimili | The Magger | Güliz Kayahan: Green Lotus
Yazar: Burcu Dimili — The Magger
→ Yazının tamamını The Magger'da okuyun
Nelumbo Studios, “The Green Lotus” adlı projesinin ikinci edisyonunu ağırlıyor. 26 Şubat–26 Nisan 2026 tarihleri arasında izleyiciyle buluşan sergi, alan açmanın biliçli eylemini sürdürüyor. Küratörlüğünü Nil Nuhoğlu'nun üstlendiği programda yer alan sanatçılar Güliz Kayahan, Eren Kenar, Kaan Ünal ve Melek Baydar; açık çağrı başvuruları sonucunda Barış Çakmakçı, Murat Görgülü ve Yasemin Green'den oluşan jüri tarafından belirlendi. Serinin ilk sanatçısı Güliz Kayahan'dan üretim pratiğini ve sergi kapsamındaki çalışmalarını dinledik.

“The Green Lotus”un açılış periyodunu üstleniyorsunuz. Bir serginin ilk sesi olmak sizde nasıl bir sorumluluk ya da heyecan yaratıyor?
Programın ilk sergisi olmak kurulum sürecinde mekânın tüm sergi programına uygun şekilde düzenlenmesine de ortak olmamı sağladı. Benden sonra kişisel sergisini açacak sanatçıların da eserleri için mekan düzenlenmesinin uygunluğunu gözetmek, tüm incelikleriyle galeri alanını dönüştürmek benim adıma çok keyifli, ait hissettiren ve heyecan veren bir deneyimdi. Nelumbo Studios'un programa olan özeni ve bizimle iletişimi “ilk kişisel sergi” kaygısını kolaylıkla heyecana dönüştürdü.
Pratiğinizin şu anki evresini üç kelimeyle tarif etseniz bunlar ne olurdu?
Biriken, hassas, konuşkan.
Tamamlanmamışlık sizin için bir eksiklik mi, yoksa bir ihtimal alanı mı?
Gelişmekte olan bir sanatçı olmak bence müthis bir özgürlük alanı. Daha cesur, daha deneysel, daha fazla risk aldığım bir yerde bulunabiliyorum. Şu an gelişmekte olan bir sanatçı olmanın yarattığı ihtimallerin tadını çıkarıyorum.

On günlük yoğun bir kamusal süreçte üretmek, atölye yalnızlığınızla nasıl bir karşıtlık kuruyor?
Atölye yalnızlığı ve üretmenin getirdiği sosyallik benim adıma her zaman dengeli bir yerde oldu. Sanat pratiği üzerinden bir mesleği sürdürmenin atölyedeki yalnızlığı dokunulmaz kılmaya pek de el verdiğini düşünmüyorum. Bu sergiyle eserlerim artık izleyiciyle etkileşime geçerek amaçladığım diyalog alanını yaratmaya başlıyorlar.
Erken dönem pratiğin kırılganlığına odaklanan bu programda, kendi kırılganlığınızı görünür kılmak konusunda nerede duruyorsunuz?
Kişisel sergi deneyimi ilk bu soruyu zihnime yerleştirdi. Gördüğüm, deneyimlediğim ve bazen tanıklık ettiğim şeyleri kendi zihin süzgecimden geçirerek üretimine döküyorum. İşlerimizi kendilerine ait bir mekanda, derdimi anlattığım bir metnin altında bir arada görmeden bahsettiğimiz o “kırılganlığın” ne kadar gözler önüne serildiğini fark etmemin mümkün olmadığını hissediyorum.

İşlerinizde tekrar eden bir imge, jest ya da düşünsel izlek var mı?
İşlerimde sık sık kullandığım bazı motifler var: kapısız evler, bedenlerin içindeki boşluklar ve safi boşluklar. Sergide bu üçünü de görmek mümkün. Bence sergiyi domine eden unsur ikinci boşluk türü — bunu genelde “zaman”ı anlatmak için kullanıyorum. Zaman müthis soyut bir kavram, bir o kadar da nesneler ve kişiler üzerinde görünür.

İzleyicinin mekânda dolaşırken deneyimlemesini arzu ettiğiniz duygu nedir: Tanıklık mı, temas mı, mesafe mi?
Kesinlikle temas. Galeride işlerimizi koyduğumuz anda bir alan kurguluyoruz ve o andan sonra bu alan yer yer üreten kişiden bile bağımsız olarak bir ilişkiler ağı kurmaya başlıyor. Sanatçı eserle temas ediyor, eser izleyiciyle, izleyici bir diğer izleyiciyle… Bu yüzden alandaki enstalasyonu izleyiciyi de katılmaya davet edecek şekilde kurgulamaya özen gösterdim.
Bir eşlikte olduğunuzu hissediyor musunuz? Eğer öyleyse, bu eşlik sizi nereye doğru çağırıyor?
Bu kişisel sergi benim için majör bir eşlik. Daha çok düşünmek, daha çok deneyimlemek ve daha çok üretmek.
Güliz Kayahan'dan Satın Al
Sergide yer alan ve satın alınabilir eserler:
- Anı Mezarlığı — Enstalasyon
- Ab-ı Hayat
- An'ı 1


